Dedem Boğos Pehlivanyan, anneannem Maryam Kürkçüyan’a delicesine âşık bir delikanlıymış.
Binbir zorlukla anneannemi evlenmeye razı etmiş ve bir an önce yuva kurma heyecanına kapılmış.
Nişan olmuş, üzerinden yalnızca iki gün geçmiş ki dedem, büyük bir gururla anneannemin kapısını çalmış.
“Artık oturma takımını aldım, evlenebiliriz!” demiş heyecanla.
Anneannem tabii ki şaşkınlık içinde kalmış… “Nereden aldın bu takımı?” diye sorunca, işte o meşhur hikâyeyi anlatmış dedem:
1924 yılında halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılması ile birlikte, Halife Abdülmecid Efendi’nin köşkündeki eşyalar için bir müzayede düzenlenir.
Dedem de bir koşu gidip o müzayededen oturma takımını satın alır.
Ancak o sıralar henüz bir evleri olmadığı için eşyalar, kız kardeşinin evinin bodrumuna tıkış tıkış istiflenir.
Çocukluğumun geçtiği Altunizade Mahallesi civarındaki Mecit Efendi Köşkü —diğer adıyla Abdülmecid Efendi Köşkü— 1880-1885 yılları arasında Mısır Hidivi İsmail Paşa tarafından av köşkü olarak inşa edilmiş.
Daha sonra Sultan II. Abdülhamid tarafından satın alınarak Şehzade Abdülmecid Efendi’ye tahsis edilmiş.
Abdülmecid Efendi’nin sanatsever kişiliği sayesinde köşk, dönemin sanatçı, edebiyatçı ve siyasetçilerinin sık sık toplandığı bir kültür merkezi haline gelmiş.
Özellikle Çarşamba günleri resim çalışmaları yapılır, köşk adeta bir sanat akademisine dönüşürmüş.
Bu hikâyeyi anneannemden çocukken dinlerdim ama pek anlamazdım; 7-8 yaşlarındaydım.
Yıllar sonra, Beymen için düzenlediğim Abdülmecid Efendi Sergisi sırasında pek çok ayrıntıyı öğrenince taşlar yerine oturmuştu.
Köşkün hikâyesi de oldukça ilginçtir.
Halifeliğin kaldırılmasının ardından gayrimenkullerin tasfiyesi sonucu köşk, İstanbul Defterdarlığı’na geçer.
Daha sonra Mehmet Doğan’a, 1942’de Kalkavan Ailesi’ne, kısa bir süre sonra da Kazım Taşkent’e satılır.
II. Dünya Savaşı sırasında bir dönem askerler tarafından kullanıldığı da bazı kaynaklarda yer alır.
1972 yılında mülkiyetinin tamamı Yapı Kredi Bankası’na geçer.
Son olarak, 2011 yılında Koç Holding Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı tarafından satın alınıp restore edilir.
Günümüzde Koç Topluluğu tarafından sosyal tesis ve sergi alanı olarak kullanılmakta; bahçesinde ise son dönemde oldukça rağbet gören vegan restoran Telezzüz yer alıyor.
Mutlaka gidip görülmeli…
Gelelim o meşhur oturma takımına…
Anneannemin çeyizinin en özel parçası olan bu takım; iki kollu, iki kolsuz koltuk ve bir sedirden oluşuyor.
Teyzemin, annemin, benim ve kuzenim Valya’nın kundaklandığı; nice anıya, sohbete ve kahkahaya tanıklık etmiş bu mobilyalar, bugün Armaş Vakfı’nın üst katında yeni yaşamlarının heyecanını sürdürüyor.
Yüzyılı aşkın bir geçmişi, üç kuşağın hatırasını ve bir büyük aşkın hikâyesini taşıyan bu oturma takımı, artık Vakfımızın en özel köşelerinden birinde misafirlerini bekliyor.
Bekleriz…
Sibel Asna Özesmi
Armaş Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı


Yorum bırakın